Saturday, October 14, 2023

acı çekeceğiz

acı çekeceğiz, daha çok ve daha çok acı çekeceğiz.. o acılar bizi güçlendirecek, güçlü birer insanlar olacağız ve o güçlü halimizle öleceğiz. kayıplar vereceğiz, acısına katlanmaya çalışırken kafayı yemek üzere olduğumuz kayıplar, bu bizi yorgun düşürecek, sonra o halimizle öleceğiz, ölmek sorun değil de.. yaşanamamışlıkları içimize göme göme öleceğiz.

ilişkinize sahip çıkın.

bir kadın aniden, sebepsiz şekilde gitmiş ise, sende ters bi şeyler hissetmiştir. somut olarak ortaya koyup ''şundan dolayı'' diyemez. 
''bu adam bana iyi gelmez.'' duygusu sarar içini ve kaybolur. çok da şey yapmayın yani. kendi de bilmiyor sebebini. tamamen hissi. bilimsel olay. bir arkadaşım çocukluk aşkıyla haftaya evlenecekti. 
kadın kına gecesinde mustafa sandal dansı yaparken, aniden ''benim bu ilişkiye inancım kalmadı'' deyip gitmiş.. kimi merkür retrosundan diyor, kimi küçükken kuşpalazı geçirdi, ondan. ilişkinize sahip çıkın. 
sevgi emek ister.

bu kadar mı korkuyorsunuz?

tutku, korkuyu belirsizliği ve gerçeği ilişkinin tam ortasına estetik bir biçimde koymakla gerçekleşir.. insanın 18 yaşında hissettiği şey cahil cesaretidir. tutku dediğin; ne istemediğini öğrendikten ve ne istediğini keşfettikten sonra başlar. sahteliğinizi ve aslında arzuladıklarınızı aynı anda hayatınızda tutmaya çalışarak ikisini de beceremiyorsunuz. ne istediğini bilmiyorsan, ne istemediğini düşün. ya da kendini becer.. hayattan istediğini arayıp durma. yakaladığında üstüne atla sadece. bugün beni alıp kapkaranlık bir dehlize kapatsalar etrafımda konuşacak tek varlık olmasa yine de yalnız kaldım diyemem. tutkunun ateşinde yanmaktan bu kadar mı korkuyorsunuz? tutku koltuk altlarımdan göğüsüme doğru bastıran iki sıcak pençe gibi ruhumu kanatlandırıyor. sahteliğin ve gündelik kaygıların panzehiri tutkunun gizeminde saklıdır. kendi klasını, asaletini, ne istediğini, ne istemediğini bulamayan biri;
asla mutlu olamaz.

karmaşık.

yıllar sonra, alakasız bir zamanda alakasız bir anda yeniden kesişti yollarımız.. o beni hemen tanıdı da, benim onu hatırlamam hiç kolay olmadı.
yüzündeki neşe, gözlerindeki hayat kaybolmuş gitmiş.. yaşı o kadar fazla olmamasına rağmen, güzelliği teninden yırtılıp koparılmış.
özgürlüğünü elinden şiddetle alınmış
vahşi bir hayvan gibi, baktı gözlerimin içine. 
“hadi yeniden basıp gidelim” der gibi baktı.
oturduk birer kahve içtik beraber, 
yolunda gitmeyen her şeyden bahsedişini dinledim. ayağı kırılmış bir at gibi, yardım edilemez bir haldeydi.. çaresizliği; beni hem tahrik ediyor hem de rahatsız ediyordu. 
bu karmaşık duyguların ortasında, onu öylece bırakıp eve geldim.

Muratbidur kimdir?

Muratbidur, sıradanlığın kabuğunu kırmış bir deniz adamıdır; hem gerçek hem mecaz anlamda. Şişli’de doğmuş, Ümraniye’de büyümüş ama asıl yol...